“9th EURASIA ISLAMIC COUNCIL” CONCLUDES…

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu yıl 9.’su düzenlenen ‘9. Avrasya İslam Şurası’, sona erdi.

İstanbul’da 33 ülkeden 120 temsilcinin katılımıyla, “Avrasya’da İslam, Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi” ana başlığı altında “Avrasya’da İslam’ın Geleceği ve Dini İstismar Eden Hareketler”, “Avrasya’da Dini Bilgi Üreten Kurumlar”,  “Yeni Medya ve Din İstismarı”, “Küresel Tehdit ve Şiddet Hareketi-DEAŞ”, “Küresel Bir Tehdit Olarak FETÖ Hareketinin Avrasya Yansımaları” ve “Din İstismarını Önlemenin Yolları ve Çözüm Önerileri” alt başlıklarının oturumlar halinde masaya yatırıldığı şûra, değerlendirme oturumun ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından okunan sonuç bildirgesiyle sona erdi.

Dört gün süren şûranın sonuç bildirgesini okuyan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, kamuoyuyla şu maddeleri paylaştı;

FETÖ, dini bir cemaat olarak nitelenemez…

Ağustos 2016 tarihlerinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği ‘Olağanüstü Din Şurası’nda alınan kararlar Avrasya İslam Şurası’ndaki katılımcılar tarafından müzakere edilmiş ve maddelerin içeriğinde tam bir mutabakata varılmıştır. Başlangıçta bir hizmet hareketi olarak yola çıktığı iddia edilse de zamanla tamamen kirli ilişkiler ağının bir parçası olarak İslam dinini ve değerlerini istismar aracı olarak kullandığı, hedefine ulaşmak için her türlü yolu mubah gördüğü, İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak esaslarını özünden kopararak tahrif ettiği, İslami kavramların içini boşalttığı tescillenen FETÖ’nün, gerçekte dini bir cemaat olarak nitelenemeyeceği hususunda fikir birliğine varılmıştır. FETÖ, dini bilgi kaynakları şaibeli olan, İslam ümmetinin vahdetini parçalayan, kul hakkı ve kamu hukukuna tecavüz eden, zekât ve sadaka gibi ibadetleri suiistimal eden, diyalog adına kelime-i tevhidi parçalayan, din kisvesi altında kamufle olmuş bir güç, çıkar, istismar ve terör örgütüdür.

FETÖ, Avrasya Coğrafyasında İslam’a dönük beklentileri, umutları boşa çıkarmış, çarpıtılmış bir din söyleminin öncüsü olmuştur…

FETÖ, Doğu Blokunun dağılmasının ardından Avrasya Coğrafyasında ortaya çıkan eğitim boşluğunu doldurma ve sözde Anadolu’nun Müslüman kimliğini o bölgelere taşıma  söylemiyle okullar açarak çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur. Kurduğu müesseseler, bir projenin ürünü olan gizli siyasi emellerini hayata geçirmenin bir aracı haline gelmiştir. Neticede mezkûr coğrafyalarda yaşayan insanlara sahih bir din anlayışı ve eğitimi götürmeyerek sadece o ülke insanlarını hayal kırıklığına uğratmakla kalmamış aynı zamanda onların maneviyatlarını diri tutacak İslam’a dönük beklentilerini, umutlarını boşa çıkarmış, çarpıtılmış bir din söyleminin öncüsü olmuştur.

Hatadan ve yanlıştan dönmek en büyük erdemdir. Tövbe kapısı her zaman açıktır…

Yaşanan bu acı tecrübelerden sonra bu yapı içinde samimi duygularla yer alan veya sempati duyan pek çokları pişman olarak bu yapıyla ilişkilerini kesmiştir. Bundan sonra da sağduyu sahibi herkesin bu menfur odaklardan hızla uzaklaşacağı açıktır. Hatadan ve yanlıştan dönmek en büyük erdemdir. Tövbe kapısı her zaman açıktır.

FETÖ ve DAEŞ, söylem ve eylemlerinde birbirinin zıttı gibi gözükseler de gerçekte birbirlerini besleyen şer odaklarıdır…

Avrasya coğrafyası ülkelerinin tarihsel ve toplumsal dini müktesebatında hiç bir karşılığı olmayan El-Kaide ve DAEŞ gibi yapılar, eylemlerini temellendirirken Kur’an ve Sünneti amaçları doğrultusunda çarpıtan birer terör örgütleridir. Bu örgütler yıllarca bu coğrafyanın geleneksel dinî anlayışlarına zarar vermekle kalmamış bu bölgeden sürekli örgütlerine insan devşirme gayretinde bulunmuşlardır. Bu radikal yapılar karşısında ise hoşgörü, sevgi, barış ve diyalog gibi kavramlar vasıtasıyla FETÖ, “ılımlı İslam” takdimi ile kendilerine zemin oluşturmuştur.  Bu örgütler her ne kadar söylem ve eylemlerinde birbirinin zıttı gibi gözükseler de gerçekte birbirlerini besleyen, nihai hedefleri doğrultusunda farklı yöntemler ile dinî, insanî ve millî duygu ve değerleri araçsallaştıran şer odaklarıdır. Böylece Müslüman toplumların birliğini, beraberliğini bozma, din eksenli ayrışma, çatışma, kargaşa ve kaos çıkartarak ülkeleri işgale hazır hale getirme girişimleri noktasında birleşmektedirler.

Bu yapılar, tevhid, tekbir, cihat, biat, cemaat, imam gibi birçok İslami kavramları bozmuştur…

Bu yapılar, tevhid, tekbir, cihat, biat, cemaat, imam gibi birçok İslami kavramları bozmanın yanında kendi çıkarları için İslam fıkhının onaylamayacağı birçok fetvalar vermişlerdir. (Medyadan ricamız, bu terör örgütünün öncüleri için ‘İmam’ sıfatının kullanılmamasıdır) Terör ve terör yoluyla hedefe ulaşmayı meşru göstermek amacıyla intihar saldırılarına cevaz verme ve takiye amaçlı haramları helal kılma bu istismarın bariz örnekleridir. Hangi gerekçe ile olursa olsun şiddet, tedhiş ve teröre onay veren, dinin helalini haram, haramını helal kılan hiçbir fetva meşru görülemez. Özellikle Batı medyası ve maksatlı bazı çevrelerce İslam ile terörü yan yana getirme çabaları esefle müşahede edilmektedir. İslam ve terörün birlikte zikredilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.

Din istismarının önlenebilmesi için atılması gereken en önemli adım genç kuşaklara sağlıklı ve yeterli bir din eğitimi verilmesidir…

Yukarıda sözü edilen din istismarının önlenebilmesi için atılması gereken en önemli adım genç kuşaklara sağlıklı ve yeterli bir din eğitimi verilmesidir. Modern zamanlarda ve ideolojiler çağında yaşanan dini toplumsal savrulmalar karşısında tarihten tevarüs edilen eğitim-öğretim yöntemleri ile yetinilmeyip zamanın ruhunu yakalayabilecek tarzda eğitim yöntemlerinin güncellenmesinin gereği açıktır. Bu tür yapılarla etkili bir mücadele için dini müesseseler güçlendirilmeli, din eğitimi alanında sahih İslam anlayışını oluşturacak müfredatlar hazırlanmalıdır. Bu kapsamda Avrasya coğrafyasının köklü dini, tarihi ve kültürel mirasını disiplinler arası bir yaklaşımla ele alacak “Avrasya İslam Araştırmaları Merkezi” düşüncesinin hayata geçirilmesi konusunda gerekli girişimler ivedilikle başlatılmalıdır.

Her türlü dini, mezhebi ve etnik çatışmaya yol açan dini yorum ve izahlardan kaçınılmalı, bu tür aidiyetleri dinî aidiyetin üstünde gören anlayışlar reddedilmelidir…

Tarih boyunca İslam toplumlarında ortaya çıkan ve Müslümanların ortak kabulüne Mazhar olan fıkhi ve kelamî ekoller İslam kültüründe var olan çeşitliliği ve ilmi zenginliği ifade eder. Dolayısıyla her türlü dini, mezhebi ve etnik çatışmaya yol açan dini yorum ve izahlardan kaçınılmalı, bu tür aidiyetleri dinî aidiyetin üstünde gören anlayışlar reddedilmelidir.

Avrasya coğrafyasının tarihsel, sosyal ve dini dokusu ile uyuşmayan mezhebî veya her türlü ideolojik yayılmacılığa karşı ortak bir bilinç oluşturulmalıdır…

İslam’ın erken dönemlerinden itibaren Avrasya coğrafyası Maveraünnehir’den Balkanlar’a kadar ilim ve hikmetle yoğrulan oldukça zengin İslam’ın ana yolunu oluşturan yerleşik geleneğe sahip bir medeniyet coğrafyasıdır. Bu coğrafyanın tarihsel, sosyal ve dini dokusu ile uyuşmayan mezhebî veya her türlü ideolojik yayılmacılığa karşı ortak bir bilinç oluşturulması için etkin çalışmalar yapılmalıdır. İslam coğrafyasının birçok bölgesinde mezhebe dayalı ayrışmaların süregeldiği günümüzde Avrasya İslam Şurası’nın önemi ve beraber iş yapma potansiyeli bir imkân olarak değerlendirilmelidir. Çünkü Avrasya İslam Şurası ülkeleri göz önünde bulundurulduğunda bu ülkelerdeki Müslüman toplulukların dini, kültürel yakınlık ve uyumunun korunarak ve güçlendirilerek devam ettirilmesi İslam dünyasındaki medeniyet içi ayrıştırmalara karşı güçlü bir teminattır.

İslamafobik faaliyetler Suriye’de yaşanan insanlık dramının hesabını Avrupa’da yaşayan Müslüman çocuklardan soracak kadar müfrit bir İslam düşmanlığına dönüşmüştür…

11 Eylül’den sonra ortaya çıkan İslamafobik faaliyetler Suriye’de yaşanan insanlık dramının hesabını Avrupa’da yaşayan Müslüman çocuklardan soracak kadar müfrit bir İslam düşmanlığına, kine, nefret ve ötekileştirmeye dönüşmüştür. Giderek dünyada Müslümanların yaşam alanlarını daraltarak varlıklarını tehdit eden yanlış İslam algılarını bertaraf edecek evrensel bir dile sahip hikmetli çalışmalar yapılması bir zorunluluktur.

Sapkın dini grupların, terör odaklı hareketlerin internet ve sosyal medya ağlarını aktif bir biçimde kullanması Müslüman gençlere ulaşmalarını kolaylaştırmaktadır…

Günümüzde iletişim teknolojileri kullanılarak ideolojik cazibe merkezleri oluşturulmakta, özellikle gençlerin teknolojiye olan ilgisi ve yatkınlığı din istismarı için bir vasıta olarak değerlendirilmektedir. Sapkın dini grupların, terör odaklı hareketlerin internet ve sosyal medya ağlarını aktif bir biçimde kullanması Müslüman gençlere ulaşmalarını kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla gençlerimizin sanal âlemdeki kirli propagandalardan korunması sağlanmalı, klasik din hizmetlerini ve vasıtalarını gözden geçirerek yenilemek suretiyle genç nesillere sahih dini bilgiyi teknolojik vasıtalarla ulaştırmanın yolları aranmalıdır.   Dini yayıncılık ve medya alanında orta ve uzun vadeli projeksiyonlar geliştirilmelidir. Bu kapsamda dini kurumlar tahkim edilmeli, sağlıklı din anlayışları geliştirilmelidir.  Medya alanında Diyanet İşleri Başkanlığının öncülüğünde Şura üyeleri arasında ortak bir yayın platformu oluşturulmalıdır.

İslam dünyasında son yıllardaki gelişmeler Avrasya İslam Şurası’nın önemini daha da artırmıştır…

İslam dünyasında son yıllardaki gelişmeler Avrasya İslam Şurası’nın önemini daha da artırmıştır. Bu Şura’nın etkinliğinin güçlendirilebilmesi ve işlevinin yaygınlaştırılabilmesi için önceki Şura kararlarında da vurgulandığı gibi Avrasya İslam Şura’sının kurumsal statüsünün daha da güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Avrasya İslam Şurasının iş ve işlemlerini sürdürebilmek için İstanbul’da oluşturulan Avrasya İslam Şurası Sekretaryasının çalışmalarının bir program dâhilinde yürütülmesi, ayrıca Şura bünyesinde icra komisyonuna ek olarak, Fetva Komisyonu, Din Hizmetleri Komisyonu, Din Eğitimi Komisyonu, Hayri ve İnsani Yardım Komisyonu ve Medya ve Dini Yayınlar Komisyonunun kurulması kararlaştırılmıştır.

SONUÇ BİLDİRGESİ TAM METNİ İÇİN TIKLAYIN

“9th EURASIA ISLAMIC COUNCIL” CONCLUDES…